Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), beyaz eşya sektörünün 2026 yılının ilk yarısına ilişkin sonuçlarını açıkladı. Buna göre, Türkiye'deki altı ana beyaz eşya ürün grubunda iç satışlar yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7 geriledi. İhracat ise aynı dönemde yüzde 19 düştü; üretimdeki düşüş ise yüzde 15 olarak kaydedildi.
İç satışlar ve ihracatın toplamı olan toplam satışlar, yılın ilk yarısında yıllık bazda yüzde 15 azalarak 13.026.952 adede geriledi. Sektör temsilcileri, ihracattaki daralmanın nedenleri arasında rekabet gücündeki zayıflama ile dış ticaret politikalarının yarattığı ilave maliyet ve yükleri sayıyor.
Haziran ayı verilerine bakıldığında, iç satışlar yıllık bazda yüzde 15, ihracat yüzde 11 gerilerken, üretim geçen yılın aynı ayıyla aynı seviyede kaldı. Haziranda toplam satışlar yüzde 12 azalarak 2.033.470 adet olarak gerçekleşti.
Yılın ilk yarısında toplam beyaz eşya satışı (iç satış + ihracat) geçen yıla göre yüzde 15 azaldı.
Türkiye, yüzde 7'lik üretim payıyla Avrupa'nın en büyük, dünyanın ikinci büyük beyaz eşya üretim merkezi konumunda. Sektörün 2025 itibarıyla yıllık üretim kapasitesi 29 milyon adet. 2025 yılında ihracat 20,2 milyon adet olarak gerçekleşmişti.
TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, ihracat daralmasının temel nedenleri arasında rekabet gücündeki zayıflamanın ve dış ticaret politikalarının getirdiği ilave maliyetlerin bulunduğunu belirtti. Şengül, sektörün sürdürülebilirliği için rekabetçiliği güçlendirecek, ihracatı destekleyecek ve üretim maliyetlerini dengeleyecek adımların önemine işaret etti. Ayrıca ihracat pazarlarındaki kayıpların yatırımları, üretim kapasitesini ve istihdamı da etkileyebileceğini söyledi.
TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz ise sektörün ana girdilerinden biri olan yassı çelik ürünlerine ilişkin anti-damping soruşturmalarının yüksek vergilerle sonuçlanmasının üreticilerin maliyet yapısını doğrudan ve olumsuz etkilediğini ifade etti. Yavuz, küresel talepteki zayıflık ve ihracat pazarlarındaki belirsizliklerin üretim ve ihracattaki daralmada rol oynadığını, ana girdilere getirilen ilave maliyetlerin ise sektörün rekabet gücü üzerindeki ana baskılardan biri olduğunu kaydetti. Türkiye'nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerine ulaşabilmesi için sektörün uluslararası rekabet gücünü koruyan öngörülebilir ve sürdürülebilir bir maliyet yapısına ihtiyaç duyduğunu sözlerine ekledi.
TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, 2020'de uygulamaya konulan Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) birim ücretlerinin bugüne kadar yaklaşık 15 ila 17 kat arttığını, aynı dönemde üretici ve tüketici fiyatlarının ise yaklaşık 7 kat arttığını söyledi. Özkadı, GEKAP'ın sektöre yıllık maliyetinin yaklaşık 3 milyar Türk lirasına ulaştığını, 2020-2025 arasında sektörden tahsil edilen toplam GEKAP bedelinin ise yaklaşık 250 milyon ABD doları olduğunu belirtti. GEKAP tutarlarındaki artışın enflasyonun çok üzerinde seyrettiğini ifade eden Özkadı, bu durumun uluslararası rakiplerin karşılaşmadığı bir ek maliyet oluşturduğunu ve üretim, yatırım ile ihracatı doğrudan baskıladığını söyledi.
TÜRKBESD verilerine göre sektör, araştırma-geliştirme, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm alanlarındaki yatırımlarına devam ediyor.