8 Temmuz 2026'da Ankara'da kameralar ABD Başkanı Donald Trump'ı Air Force One'a binerken görüntüledi. Trump o uçakta değildi. Uçağın arka kapısından, normalde ikram yüklemekte kullanılan bir catering aracına geçirilmiş ve daha küçük bir C-32A ile İngiltere'deki Mildenhall üssüne götürülmüştü. Air Force One aynı rotayı yem uçak olarak uçtu; içinde, pencere perdelerini kapalı tutmaları söylenen ve başkanın kendileriyle birlikte olduğunu sanan Beyaz Saray basın mensupları ve çalışanları vardı.

Bu bölüm artık tartışmalı değil; Trump 11 Ağustos'ta olayı kendisi doğruladı ve bir tehdit olduğunu tahmin ettiğini, ayrıntısını pek sormadığını söyledi. Tartışmalı olan, operasyonu tetikleyen istihbaratın ne olduğu.

ABD'li yetkililer Türk muhataplarına, İsrail'den İran'ın Trump'ı hedef alabileceğine dair bir istihbarat raporu aldıklarını iletti. Aktarılan anlatıya göre İran, omuzdan atılan füzelerle başkanın uçağını düşürmeyi planlıyordu; New York Times ayrıca İranlıların Trump'ın kaldığı otelin katını bildiğini ve zirve çevresinde omuzdan atılan füze taşıyan bir kişiye dair bilgi alındığını yazdı. Ancak iki ABD yetkilisi, İsrail'in Kanal 12'sine, bilginin spesifik bir plandan çok İranlı yetkililer arasındaki genel bir konuşmaya dayandığını söyledi. Trump da uçak değişimini doğrulamadan önce böyle bir tehdit olmadığını söylemişti.

Türk yetkililer, isimlerini vermeden, raporun gerçek olmadığını düşündüklerini aktardı. Gerekçeleri operasyoneldi: böyle bir saldırı güvenli evler, gizli giriş çıkış güzergâhları ve füzelerin çok sayıda kontrol noktasından geçirilmesini gerektirirdi; İran'a bağlı hücreler Türkiye'de muhalifleri kaçırmış ya da öldürmüş olsa da bugüne dek basit bir ateşli silahın ötesine geçen karmaşık bir operasyon yapmamıştı. Zirve için Ankara'da 40.000 güvenlik personeli görevlendirilmiş, kırmızı bölgeler ilan edilmiş, Külliye çevresindeki yollar kapatılmış ve hava savunması yüksek alarma geçirilmişti. Türk basınında böyle bir yakalama hiç haber olmadı.

İki sınır önemli: Türkiye'nin bu itirazı resmî değil — Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı'ndan açıklama gelmedi — ve İsrail ile ABD isimsiz suçlamaya yanıt vermedi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmaeil Baghaei bu tür suçlamaları asılsız sayıyor; buna karşılık Kasım 2024'te New York'ta açılan davada İran Devrim Muhafızları bağlantılı bir suikast planı iddiası belgelenmişti. Yani uyarının kendisi baştan imkânsız değil; doğrulanmamış olan, bu uyarının içeriği.