ABD 30 yıllık Hazine tahvil faizi %5,2369'a yükselerek son 19 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bir önceki zirve olan %5,2387 seviyesi Temmuz 2007'de görülmüştü. Aynı gün 10 yıllık tahvil faizi 8 baz puan artışla %4,69'a çıktı ve şu an %4,70 seviyesinde işlem görüyor.

%5,2369

ABD 30 yıllık tahvil faizinin Temmuz 2007'den bu yana en yüksek seviyesi

Federal Rezerv (Fed), politika faizini %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, karar 9'e karşı 3 oyla alındı. Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari ve Dallas Fed Başkanı Lorie Logan 25 baz puanlık faiz artırımı için oy kullandı.

Fed Başkanı Kevin Warsh, enflasyon hedefinin yumuşatılması gibi bir durum olmadığını ve yüzde 2'lik hedefe bağlı kalındığını belirtti. Ancak gelecekteki para politikasına ilişkin yönlendirme yapmaktan kaçındı. Warsh, son 42 günde tahvil getiri eğrisinin tamamında nominal ve reel faizlerin yükseldiğini ifade etti.

Analistler, uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükselişi yatırımcıların Fed'in enflasyonu kontrol etmede yeterince agresif olmayacağı endişesi olarak yorumluyor. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, ABD-İran çatışmasıyla yükselen petrol fiyatlarının enflasyonist baskıları artırarak uzun vadeli getirileri yukarı çektiğini belirtti.

"Yüksek ABD uzun vadeli tahvil faizlerinin küresel etkileri açıktır."

Waterer, Fed'in kademeli bir faiz artışı yaklaşımı benimsediğini ancak tahvil piyasasının, sürekli yükselen petrol fiyatları nedeniyle daha agresif sıkılaştırmaya ihtiyaç duyulacağını fiyatladığını söyledi. Tahvil yatırımcıları, Fed'in enflasyonla mücadelede geride kalabileceği endişesini pekiştirebilecek ABD enflasyon verilerini bekliyor.

Uzun vadeli getirilerdeki yükseliş, ABD 2 yıllık ve 30 yıllık tahviller arasındaki getiri farkını açtı. Bu durum küresel borçlanma maliyetlerini artırıyor, ABD dolarını destekliyor ve büyüme hisseleri ile gelişmekte olan piyasa varlıkları üzerinde baskı oluşturuyor. Analistler, 30 yıllık faizin yükselmeye devam etmesi halinde bunun küresel hisse senedi piyasaları için olumsuz bir faktör haline gelebileceği ve döviz oynaklığını artırabileceği uyarısında bulunuyor.